info@diyalogosgb.com
0530 097 03 89
BLOG

İş Sağlığı ve Güvenliğinde Güvenilir Çözüm Ortağınız

NACE Kodu Yanlışsa Ne Olur? Tehlike Sınıfı ve İSG Yükümlülükleri

Ticari bir işletme kurarken veya yönetirken, vergi levhasında yer alan altı haneli küçük bir rakam grubunun, yani NACE kodunun, işletmenin kaderini bu denli etkileyebileceği genellikle düşünülmez. Çoğu işveren için NACE kodu, muhasebecinin kuruluş aşamasında vergi dairesine bildirdiği, formalite icabı bir koddan ibarettir. Ancak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği günden bu yana, bu kod artık sadece bir vergi sınıflandırması değil, işletmenin “Risk Kimliği”dir. 

Tıpta yanlış teşhisin yanlış tedaviye yol açması gibi, iş sağlığı ve güvenliğinde de yanlış NACE kodu, yanlış tehlike sınıfına ve dolayısıyla hatalı bir İSG yönetimine neden olur. Bugün birçok işveren, kağıt üzerinde her şeyin yolunda olduğunu düşünürken, aslında yanlış bir temel üzerine bina inşa ettiğinin farkında değildir. Peki, NACE kodunuz fiilen yaptığınız işle uyuşmuyorsa sizi neler bekliyor? Bu durumun hukuki, mali ve cezai yaptırımları nelerdir? Diyalog OSGB olarak, 2012 yılından beri sahada edindiğimiz tecrübeler ışığında, bu “görünmez” ama hayati konuyu tüm detaylarıyla ele alıyoruz. 

Tehlike Sınıfının Belirleyicisi: NACE Kodu 

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, işletmeleri risk seviyelerine göre üç ana kategoriye ayırır: Az Tehlikeli, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli. Bir işletmenin hangi sınıfta yer alacağı, işverenin beyanına veya İSG uzmanının görüşüne göre değil, tamamen NACE koduna göre belirlenir. 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan “İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği”nde her NACE kodunun karşısında bir tehlike sınıfı yazar. İSG-KATİP (İş Sağlığı ve Güvenliği Kayıt, Takip ve İzleme Programı) sistemi de atamaları bu kod üzerinden yapar. Eğer NACE kodunuz yanlışsa, sistem sizi otomatik olarak yanlış sınıfa atar. Zincirleme reaksiyon tam olarak burada başlar. 

Senaryo 1: İşletmenin Olduğundan Daha Düşük Riskli Görünmesi 

En tehlikeli ve hukuki sonuçları en ağır olan senaryo budur. Örneğin, fiilen “Metal Kesim ve Kaynak İşleri” (Tehlikeli veya Çok Tehlikeli) yapan bir atölyenin, muhasebe kayıtlarında yanlışlıkla “Hırdavat Malzemeleri Toptan Satışı” (Az Tehlikeli) olarak kodlandığını varsayalım. 

Bu durumda sistem sizi “Az Tehlikeli” olarak görür. Buna bağlı olarak; işletmenize C Sınıfı bir İş Güvenliği Uzmanı atanır (oysa yasal olarak B veya A sınıfı bakmalıdır), çalışanlarınıza 8 saatlik temel İSG eğitimi verilir (oysa 12 veya 16 saat olmalıdır) ve risk değerlendirmeniz 6 yıllık periyoda göre planlanır (oysa 2 veya 4 yıl olmalıdır). 

Peki, bir iş kazası yaşanırsa ne olur? 

İşte o an, kağıt üzerindeki her şeyin çöktüğü andır. Bir kaza soruşturmasında veya müfettiş denetiminde, savcı veya müfettiş “kağıtta yazana” değil, “sahada yapılan işe” bakar. Bilirkişi raporunda “İşyeri fiilen çok tehlikeli sınıfta faaliyet göstermektedir ancak az tehlikeli sınıfa göre hizmet almıştır” tespiti yapıldığı anda, işverenin aldığı tüm İSG hizmeti “yok hükmünde” sayılır. Çünkü yasa koyucuya göre, yetkisiz bir uzmandan (örneğin A sınıfı gerekiyorken C sınıfı uzmandan) alınan hizmet, hiç hizmet alınmamış demektir. Bu durum, işvereni “%100 Asli Kusurlu” duruma düşürebilir, sigorta rücu davalarıyla ve ağır tazminatlarla karşı karşıya bırakabilir. Ayrıca geriye dönük olarak, alınmayan doğru hizmetin idari para cezaları toplu halde tahsil edilir. 

Senaryo 2: İşletmenin Olduğundan Daha Yüksek Riskli Görünmesi 

Bu senaryo daha çok mali kayıp anlamına gelir. Örneğin, sadece idari ofis hizmeti veren (Az Tehlikeli) bir firmanın, yanlışlıkla “İnşaat Taahhüt İşleri” (Çok Tehlikeli) NACE koduyla faaliyet gösterdiğini düşünelim. 

Bu durumda işveren, yasal zorunluluğu olmadığı halde çok daha yüksek maliyetli olan A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı hizmeti almak zorunda kalır. Çalışanlarına her yıl eğitim aldırmak, sağlık raporlarını her yıl yenilemek zorunda bırakılır. İşletme, aslında ihtiyaç duymadığı bir güvenlik prosedürü altında hem zaman hem de para kaybeder. Gereksiz yere yapılan periyodik sağlık taramaları ve sıkı denetim periyotları, işletme bütçesine “görünmez gider” olarak yansır. 

İSG-KATİP Sözleşmelerinin Geçersizliği Sorunu 

İş sağlığı ve güvenliği hizmetinin yasal olarak başlaması için İSG-KATİP sistemi üzerinden uzman ve hekim atamasının yapılması ve işverence onaylanması gerekir. Ancak sistem, atamayı NACE koduna göre kısıtlar. 

Eğer NACE kodunuz yanlışsa, yaptığınız sözleşme de “sakat” bir sözleşmedir. Örneğin, tehlikeli sınıfta olup az tehlikeli kodunda görünen bir işyeri, C sınıfı uzmanla sözleşme yapar. Ancak fiili durum farklı olduğu için bu sözleşme, olası bir hukuki süreçte “muvazaalı” (gerçeği yansıtmayan) işlem olarak değerlendirilebilir. İşveren, “Ben hizmet aldım, sözleşmem var” diyerek kendini savunamaz; çünkü hizmeti yanlış statü üzerinden almıştır. Yargıtay kararları incelendiğinde, işin fiili niteliğinin esas alındığı ve NACE kodu hatasının işverenin sorumluluğunda olduğu açıkça görülmektedir. 

NACE Kodu Değişikliği ve Düzeltme Süreci 

NACE kodunun hatalı olduğunu fark ettiğinizde yapmanız gereken işlem basittir ancak titizlik gerektirir. Öncelikle mali müşavirinizle görüşerek, esas faaliyet konunuza uygun NACE kodunu belirlemeniz gerekir. Ardından Vergi Dairesi’ne “NACE Kodu Değişiklik Talep Dilekçesi” ile başvuruda bulunulur. Vergi dairesi değişikliği onayladıktan sonra, bu değişikliğin SGK kayıtlarına da işlenmesi gerekir. SGK sisteminde kod güncellendiğinde, İSG-KATİP sistemindeki tehlike sınıfınız da otomatik olarak düzelir. 

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, “esas iş” kavramıdır. Bir işyerinde birden fazla faaliyet varsa (örneğin hem üretim hem satış), tehlike sınıfı en yüksek olan faaliyetin kodu esas alınmalıdır. Ana faaliyet üretimken, satışı esas alıp düşük riskli kod seçmek, denetimlerde “hileli bildirim” olarak değerlendirilebilir. 

Diyalog OSGB: Temeli Sağlam Atıyoruz 

İş sağlığı ve güvenliği süreçleri, sadece uzman atayıp ayda bir ziyarete gelmekten ibaret değildir. Sürecin mühendisliği, doğru teşhisle başlar. Diyalog OSGB olarak, 2012 yılında İstanbul’da başlattığımız ve bugün “81 ilde 81 şube” hedefiyle Türkiye geneline yaydığımız hizmet anlayışımızın temelinde “Doğru Başlangıç” ilkesi yatar. 

Bir işletme ile çalışmaya başlamadan önce yaptığımız ilk işlem, “NACE Kodu ve Saha Uyumluluk Denetimi”dir. Uzmanlarımız, firmanızın resmi kayıtlardaki kodu ile sahada yapılan işi karşılaştırır. Eğer bir uyumsuzluk varsa, hizmete başlamadan önce bu hatanın düzeltilmesi için işverenimize rehberlik ederiz. Çünkü biliyoruz ki, temeli yanlış atılan bir binayı ne kadar sağlamlaştırırsanız sağlamlaştırın, yasal bir sarsıntıda yıkılma riski taşır. 

Diyalog OSGB’nin 200’e yakın çalışanı ve 19 aktif şubesiyle sunduğu hizmet, sadece bir danışmanlık değil, işletmenizi hukuki risklerden koruyan bir kalkandır. Mevzuata hakim, A, B ve C sınıfı sertifikalı uzman kadromuz, tehlike sınıfınıza tam uygun hizmet modelini kurgular. NACE kodu düzeltme süreçlerinden, buna uygun risk analizlerinin hazırlanmasına kadar tüm süreçlerde yanınızdayız. 

İşletmenizin geleceğini, küçük bir kod hatasına kurban etmeyin. İSG yükümlülüklerinizin, işletmenizin gerçek riskleriyle örtüştüğünden emin olmak için profesyonel bir gözle kontrol edilmesini sağlayın. Unutmayın, doğru NACE kodu sadece yasal bir zorunluluk değil, güvenli ve sürdürülebilir bir iş hayatının anahtarıdır. 

Yayınlanma Tarihi:

Kategori:

Kategoriler
Diyalog OSGB

Blog Yazılarımız